TBMM 29. DÖNEM BAŞKANI PROF. DR. MUSTAFA ŞENTOP: BÜRO HİZMETİ SIRADAN BİR İŞLEM DEĞİL, MİLLETE AİT BİR EMANETTİR
Teşkilat toplantımıza katılan önceki dönem TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, çalışma hayatına, sendikal mücadele tarihine ve kamu görevlilerinin özlük haklarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Akademisyenlik yıllarında Memur-Sen üyesi olduğunu anımsatan Şentop, büro hizmetinin sıradan bir işlem değil, millete ait bir "emanet" olduğunu vurgulayarak kamu yönetiminde adalet, ehliyet ve liyakat ilkelerine dikkat çekti.

TBMM 29. Başkanımız Sayın Prof. Dr. Mustafa Şentop’un teşrifleriyle gerçekleştirilen Teşkilat Eğitim Toplantımızın son gününde açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Yusuf Yazgan; Büro Memur-Sen’in sendikal mücadeledeki başarılarına, tarihi kazanımlarına ve gelecek hedeflerine dikkat çekti.
Büro Memur-Sen’in 31 yıllık şanlı mücadelesindeki muvaffakiyetin teşkilatımızdaki "biz" bilinci ve üyelerimizin sarsılmaz aidiyet duygusunun bir eseri olduğunu dile getiren Genel Başkanımız Yazgan; 15 yıldır üst üste yetkili sendika olmamızın tüm teşkilatımızın ortak mücadelesiyle inşa edildiğini, 150 bin üye hedefine de aynı inançla en kısa sürede ulaşılacağını kaydetti.
Memur-Sen ailesi olarak bugüne kadar 1.124 tarihi kazanıma imza attığımızı hatırlatan Yazgan, geleceğin kazanımlarında da Memur-Sen ve Büro Memur-Sen imzasının bulunacağını ifade etti.

Elde edilen başarılarla yetinilmeyeceğini belirten Genel Başkanımız Yusuf Yazgan; sözü verilen 3600 ek göstergenin hayata geçirilmesi, Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nın (YHS) kaldırılarak personelin tahsil durumuna göre Genel İdare Hizmetleri (GİH) veya Teknik Hizmetler Sınıfı’na (THS) bir defaya mahsus sınavsız geçirilmesi, 4688 sayılı Kanun’un güncellenmesi, memurlara kira yardımı, büyükşehir tazminatı ödenmesi ve diğer taleplerimiz karşılık bulana dek mücadelemizin aralıksız süreceğini vurguladı.

"BÜRO HİZMETİ MUAMELE DEĞİL, BİR EMANETTİR"
Büro Memur-Sen Genişletilmiş Teşkilat Eğitimi programımız üçüncü gurup eğitimlerinin tamamlanmasıyla sona erdi. TBMM 29. Dönem Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Teşkilat toplantımızdaki konuşmasında kamu idaresinde görev yapan memurların üstlendiği sorumluluğa işaret etti. Şentop, büro hizmetinin temelinde emanet bilincinin yer aldığını söyledi. Vatandaşın hakkının ve devlet hafızasının bu kayıtlarda korunduğunu ifade eden Şentop, "Milletin devlete güveni, o masanın arkasında oturan kamu görevlisinin dürüstlüğüne ve güvenilirliğine dayanır" dedi.

"657 SAYILI KANUN VE PERSONEL REJİMİ KÖKTEN YENİLENMELİ"
Türkiye'de memurların örgütlenme geçmişine değinen Şentop, 1961 Anayasası’ndaki "çalışanlar" kavramının hem işçiyi hem memuru kapsadığını; buna dayanılarak 1965 yılında hem 624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanunu’nun hem de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aynı dönemde çıkarıldığını hatırlattı.
Böylece memurun hukuki statüsü ile örgütlenme hakkının eş zamanlı düzenlendiğini belirten Şentop, aradan geçen 60 yıllık sürede 657 sayılı Kanun'un karmaşık bir yapıya büründüğünü dile getirdi. Mevcut yapının günümüz ihtiyaçlarına cevap vermediğini kaydeden Şentop, kamu personel rejiminin ayrımcılıkları giderecek, eşit işe eşit ücret ilkesini tesis edecek ve 3600 ek gösterge gibi başlıklara kalıcı çözümler getirecek şekilde baştan sona yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.

"HAK, AĞIR BEDELLER ÖDENEREK KAZANILDI"
Sendikal hakların kolay elde edilmediğini, 1990’lı yıllarda memur sendikacılığının öncülerinin büyük zorluklarla karşılaştığını belirten Şentop, "Memur-Sen’in kurucuları o günleri çok iyi bilir; Hak, çileler çekilerek ve ağır bedeller ödenerek kazanıldı. 1995 yılında Anayasa'nın 53. maddesine eklenen fıkrayla kamu görevlilerine önce toplu görüşme hakkı tanındı ve aynı yıl 9 Haziran’da merhum Mehmet Âkif İnan öncülüğünde Memur-Sen kuruldu" diye konuştu.
Anayasa’daki "çalışanlar" ifadesinin 1971 muhtırası sürecinde "işçiler" olarak daraltıldığını ve bu hakkın geri alınmasının 30 yıl sürdüğünü anlatan Şentop, 2001 yılındaki anayasa değişikliği ve 4688 sayılı Kanun ile kavramın tekrar metne girdiğini anımsattı.

"1995'TE MASAYA OTURMA, 2010'DA İMZAYLA KALKMA HAKKI ALINDI"
Toplu görüşme ile toplu sözleşme arasındaki mahiyet farkına dikkat çeken Şentop, şu değerlendirmede bulundu:
"Görüşme bir taleptir, sözleşme ise bağlayıcı bir akittir. 1995’te kamu görevlilerine masaya oturma hakkı verildi; 2010 Anayasa değişikliğiyle ise o masadan imzayla kalkma hakkı tanındı. 2012 yılında çıkarılan 6289 sayılı Kanun'la 4688 sayılı yasanın adı 'Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu' olarak değiştirildi. Bu hukuki mücadelenin alandaki karşılığı rakamlara da yansımıştır. 2002 yılında 2 bin 109 üyesi olan Büro Memur-Sen, bugün yaklaşık 60 kat büyüyerek 126 bin 589 üyeye ulaşmıştır. Memur-Sen Konfederasyonu’nun toplam üyesi ise 1 milyon 130 bini aşmıştır. Bu başarı teşkilatımızın kararlı emeğidir."

TOPLU SÖZLEŞMEDE ÜÇ TEMEL İLKE: HAK, ADALET VE SİSTEM GÜVENİ
Devletin kamu çalışanından sadakat beklerken onun maddi ve manevi hakkını eksiksiz teslim etmekle yükümlü olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Şentop, toplu sözleşme süreçlerinin üç temel esas üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguladı:
Ücret Bir Lütuf Değil, Haktır: Hz. Peygamber’in "Çalışana ücretini alnının teri kurumadan veriniz" hadis-i şerifini hatırlatan Şentop, hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında eriyen ücretin fiilen "gecikmiş bir ücret" sayılacağını, alım gücünün korunmasının toplu sözleşmelerin asgari şartı olduğunu kaydetti.
Adalet Duygusu Korunmalı: Kurumlarda huzuru bozan temel unsurun maaş düşüklüğünden ziyade haksızlık duygusu olduğunu belirten Şentop, aynı kurum çatısı altında benzer işi yapanlar arasındaki gelir uçurumuna değindi. TBMM Başkanlığı döneminde taşerondan kadroya geçen personelin maaşları arasında oluşan 4-5 katlık farkları dengelemek adına yetkileri dahilinde adımlar attıklarını hatırlattı.
Hakem Kurulu Yapısı Revize Edilmeli: Toplu sözleşmenin hukuki bir ilişki olduğunu belirten Şentop, uyuşmazlık durumunda devreye giren Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun tarafsızlığı ve saygınlığının sistemin teminatı olduğunu söyledi. Memur-Sen’in son dönemde Hakem Kurulu’ndan çekilmesinin bir kriz değil, aksayan sistemin onarılması için bir işaret fişeği olduğunu kaydederek, "Kamu işvereninin bütçe disiplinini anlıyoruz; ancak müzakere masasının ayakları sağlam basmalıdır. Bir ayağı kısa kalan masada uzun süre oturulamaz, o masa devrilir" uyarısında bulundu.

"TEMSİL MAKAM DEĞİL, SORUMLULUKTUR"
Şentop, sendikal gücün sadece üye sayısıyla değil, sahaya inebilme ve üyeye dokunabilme kabiliyetiyle ölçülebileceğini belirtti. Temsilin bir makam değil ağır bir vebal ve emanet olduğunu söyleyen Şentop, şube ve iş yeri temsilcilerinin çalışanların karşılaştığı her türlü mesleki problemde ilk çalınan kapı olması gerektiğini ifade etti.

















