DUYURULAR

TURAN ÇETİNKAYA

Sendika: İnsanla Yürüyen İyilik Hareketi

Kitaplar, eski Çin’de gong sesinin kötü ruhları, cinleri, şeytanları kaçırdığına, kovduğuna inanıldığını, hastalıkların tedavisinde bu sesten yararlanıldığını haber verir.
 

Konfüçyüs’de müziğin insanlar arası ilişkileri düzelttiğini, gözleri parlatıp kulakları keskinleştirdiğini, kan dolaşımını hızlandırdığını, insana denge, düzen ve uyum kazandırdığını söyler.
 

Kırşehirli okurlarım müzik, musiki kudretli bir ilaçtır. İnsan ruhunun gıdasıdır. Aşığın ışkını, fasığın fıskını artırır. Güzel sanatların çoğu bu cümledendir; şiir, edebiyat, sanat, felsefe, resim vesaire… Mustafa AkkadÇağrı filmine uygun düşecek musikiyi bulmak için aylarca Hicaz Çöllerinde dolaştı. Her sese, her melodiye, her hışırtıya kulak kabarttı. Aradı ve sonunda buldu. Buldu ve çağrısını tüm dünyaya duyurdu.
 

İnsan ruhu güzelliğe, düzene, tertibe hasrettir. Kavgaya, kargaşaya, savaşa düşmandır. Savaşta, barışta insan icadıdır. Gecenin de, gündüzün de mimarıdır insan. Yunus Emre: “Yerde aradım gökte aradım bulamadım/ Buldum insan içinde!” der.
 

Müzik ruhun gıdasıdır, mide aç olursa kulak müziği duymaz. Meydanlar kan, savaş, barut kokularıyla doluysa müzikte, güzel sanatlar da işe yaramaz. “Aç ayı oynamaz” demiş evvel giden ahbap. Her şeyin başı ekonomi; ekonomi için barış, istikrar lazım. İstikrar için emek lazım, alın teri lazım, direniş lazım, örgütlenmek lazım, birlik, beraberlik, uyum lazım. Kısacası insanlık lazım! Her şey insanla, insanlıkla yürür. İnsanın kendisi yürüyen bir “iyilik hareketidir.”
 

“Bir elin nesi var, iki elin sesi var” vecizesi çöl kuşlarına söylenmemiştir. Bize söylenmiş, bizim kulaklarımıza fısıldanmıştır. Nasıl ki gong sesi kötü ruhları, cinleri, şeytanları kaçırıyor, kovuyorsa; aynı şekilde birlik, beraberlik, kardeşlik, düzen ve tertiplilikte anarşiyi, kaosu savaşları kaçırtır, kovar; sulhu salahı hâkim kılar.
 

Bunun için varız. Sendikaların, sendikamızın amacı budur. İnsana hizmeti yegâne gaye edinmektir. Anarşiye, teröre, terörizme karşı dalgakıran olmaktır. Devletimize, milletimize, tarihimize, kültürümüze, sanatımıza, medeniyetimize omuz vermektir. Hür ve onurlu yaşamaya âşık halkımıza masmavi bir pencere olabilmektir.
 

Hayat bu dünyadan ibaret değildir. Ecele, rızka, kadere iman etmiş o/nurlu bir geleneğin çocuklarıyız. Aşkı da, savaşı da biliriz. “El yârda, gönül kârda olmalıdır”demişler. Yârdan da, kârdan da geçmeyiz. İkisi de bizimdir. 15 Temmuz darbesini bunun için yaşadık. Birileri “kârdan” vazgeçmemizi istiyor. “Yâr” sizin “kâr” bizim olsun diyorlar. Biz zalime ve zulme karşı duracağız. Ama lafla peynir gemisi yürümez; iş, icraat, ideal, hizmet, strateji, hedef, organizasyon lazım. Bunun için sendika ve sendikalara evet diyoruz. Bu badireleri atlatmak kolay değildir. Hep birlikte tek yürek, tek bilek olacağız. “El ile gelen düğün bayram!” demişler. Öleceksek de birlikte öleceğiz, dirileceksek de birlikte dirileceğiz. Yarın bizimdir; diğer bir adımız da “yarın”dır bizim.
 

Adamın biri ırmağın kenarında oturmuş. Neden oturduğunu sorduklarında “Karşıya geçmek için suyun bitmesini bekliyorum” demiş. “Çok beklersin!” demişler. Adam anlamamış! Evet, karşıya geçmek kolay değildir, zordur. İşin ucunda ıslanmak, varsa kaderde sulara gömülmek de vardır. Ama dedik ya biz ecele, rızka, kadere iman etmiş o/nurlu bir geleneğin çocuklarıyız. Aşkı da, savaşı da biliriz. Irmaktan geçmek aşkımız, geçerken suyla mücadele etmek savaşımızdır ve biz yenilgilere değil, başarılara talibiz.
 

Güzel günler için varız. Sendikamızın varlık sebebi halka hizmettir. Halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli olmaya azmetmektir. Halk biziz; ben, sen, o… Biz bir vücudun organları gibiyiz. “Bir insanı öldürmek tüm insanlığı öldürmek gibidir” (Maide/32) Tam tersi “Bir insanı diriltmekte tüm insanlığı diriltmek gibidir.” Birisinin derdine derman olmak mutluluk kaynağımızdır. Bizi mutlu eden makamlar, mevkiler, servetler değildir; bir hayır dua, bir tatlı tebessüm ve içten gelen bir teşekkürdür. Bunun için varız, bunun için koşturuyoruz.
 

"Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna gücü yetmiyorsa kalbiyle karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir (Müslim)" der peygamberimiz. Ölçümüz budur. O peygamber olmadan önce de bu ölçünün insanıydı. Onun hayatı iyilikler üzerine bina edilmişti. Başkasının derdine koşmak, yarasını sarmak, feryadına kulak vermek onun karakteriydi. İslam’dan önce özellikle Arap kabileleri arasında vuku bulan savaşlardan dolayı ortaya çıkan anarşi ortamında, can ve mal güvenliğinin sağlanması, zayıf ve güçsüzlerin korunması, zulmün önlenmesi gibi amaçlarla faaliyet gösteren Hılful Fudul yani “Erdemliler İttifakı”na dâhil olması da bu ölçünün neticesiydi.
 

“Kim kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz ve iman etmeyen de cennete girmez" (Buhari)
 

İslamiyet gelince Hılful Fudul’a gerek kalmadı. Haksızlık karşısında daima haklının yanında, mazlumun safında olmalıyız. Dert değil, çözüm üretmeliyiz. Dertlere derman olmalıyız. Ve olana kadar da çabamızdan vazgeçmemeliyiz. Mustafa Akkad aradığı müziği bulana kadar çölü terk etmedi. “Niyet hayır akıbet hayır” demişler. Huzuru, güveni, istikrarı yakalayana kadar yolumuzdan dönmeyeceğiz.
 

Dün Kırşehir’de idik, bugün Ankara’dayız yarına Allah kerim. Ama gideceğimiz yer, oturacağımız koltuk neresi olursa olsun biz daima Hakkın, haklının ve halkın yanındayız. Allah nasip ederse bundan böyle Aşıkpaşa Gazetesi’nde sizlerle beraber olacağız. İnşallah bizleri kalbi ayrı kalemi ayrı olanlardan bulmayacaksınız. Dua eder, dua bekleriz. Allah’a Emanet Olunuz.

 
TURAN ÇETİNKAYA DİĞER YAZILARI

ANASAYFA | TARİHÇE | YÖNETİM KURULU | TEŞKİLATLARIMIZ | TÜZÜK | ŞUBELERDEN HABERLER | İLETİŞİM | ŞUBE PANELİ | YÖNETİCİ PANELİ

Mebusevleri Mah. İller Sok. No: 13 Tandoğan/ANKARA
Tel : 0 (312) 230 11 39-42 | Fax : 0 (312) 230 11 45
buromemursen@hotmail.com | www.buromemursen.org.tr

2015 © Büro Memur-Sen Resmi Web Sitesi Her Hakkı Saklıdır.
Analiz Ajans